1. Bir karar verirsin, bütün hayatın değişir.

 

Kucağıma aldığım ilk bebek kuzenim Taha’dır. Koltuğa oturup, kollarımın altına yastıklar yerleştirildikten sonra pozisyonumu aldım ve Taha’yı kucağıma bıraktılar. Bir kaç dakika sonra da aldılar. O kadar! Kendisi şimdi kocaman delikanlı oldu. Aradaki uzuuun yıllar kucağıma bebek aldığımı hatırlamıyorum. Sonra ikiz yeğenlerim oldu. Onlarla baya pratik yaptım. Bebeği kaldırırken başını elinle desteklemek falan, gereğinden fazla büyük ellerim için gayet kolay şeylerdi. Alt almayı da biliyorum, bebeğin gazını çıkartmayı da… Başlangıçta beni idare edebilecek donanımım var yani; rahatım. Hemşirelere de bu rahatlığımı hissettirdim ki Derin’i ilk kez kucağıma alacağım an, odadan çıktılar.

Nasıl bir heyecan bastı beni. Küvözün sağ tarafına geçtim. Elimi, ensesini ve başını kavrayabileceğim şekilde altına soktum bir elimle de poposundan destekledim. Kaldırmaya çalıştım; olmadı. Pulse oksimetrenin (vücuttaki oksijen miktarını gösteren cihaz) kablosu elime dolandı cihaz ötmeye başladı. Hemen geri bıraktım Derin’i, cihazı düzelttim. Bu sefer sol tarafına geçtim. Yine aynı şekilde kaldırmayı denedim, bu sefer başından açılan damar yolu izin vermedi.
Her yerinden kablolar çıkarken nasıl alacağım ben bu çocuğu kucağıma yaa! En nihayetinde özgüven eksilerde, hemşireyi çağırdım. Yardım etti aldım kucağıma.  Derin’i kendi başıma kucağıma alabilene kadar pek çok kez yardım istedim hemşirelerden.

Yaklaşık 2 ay sonra onca badireleri atlatıp, nihayet kızımı kucağıma aldığım an   hissettiğim duygulara gelince; korku! Damar yoluna zarar vermeyeyim, oksijensiz bırakmayayım, cihazları çıkartmayayım çabası… Üstelik et yok, yağ yok deriler engel olmuyor kemiklerinin elime batmasına. Haliyle ilk kucağıma aldığımda şüphesiz tarifsiz bir mutluluk yaşadım ama korku da o kadar yoğundu. Nefesimi tuttuğumu  Derin’i bırakırken farkettim.  Yaklaşık  5 dakika sürdü. Bittiğinde suyun altından yeni çıkmış gibiydim; sırılsıklam ve nefessiz…

Derin’in oksijen ihtiyacını kendi başına karşılayabilme süresi, her geçen gün artıyor yine de bir süre evde oksijen takviyesi yapmaya devam edeceğiz. Beni en çok tedirgin eden şey ise sonda ile beslemek. Henüz kendi beslenemediği için her öğününde midesine aspirasyon kateteri (sonda, hortum ne derseniz artık) sokmam gerekiyor. Bunu yapmak benim için en zoru ama öğreniyorum bir şekilde. Sonuçta geçici şeyler bunlar, Her zaman böyle olamayacak.

Hastanedeki 4. günümde neredeyse her şeyi kavramış, hazır hale gelmiştim, Ben hastanedeyken Anıl da (kocam olur, Derin’inde babası) cihazları temin etti; evimize dönmek için gün sayıyoruz. Ama Derin de ters giden şeyler var. Her geçen gün oksijen ihtiyacını daha çok karşılaması gerekirken, bugün kendi solunumunu yaptığı süre azalmaya başladı. Hemşirelere bunu söylüyorum abarttığımı ve çok pipirikli bir anne olduğumu söyleyip duruyorlar, “Doktor bir muayene etsin” diyorum “tamam” diyorlar ama doktora söylemiyorlar. Doktora ulaşamıyorum ve eminim; Derin iyi değil…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir