11.Yoğun Bakım Kapısı

Yenidoğan yoğun bakımı…  Kapının arkasında birilerinin sevdikleri var. Minnacık, Dünya’ya yeni gelmiş, bir sebepten uyum sağlamakta zorlanmış masum melekler… Kapının önünde bugüne kadar belkide Allah’a hiç bu kadar yakın olmamış ama sığınacak, yüreğini bastıracak başka bir güç bulamayan insanlar… Kimisi elinde Kur’anla kimisi yüreğindeki duayla ama herkes çaresizce içeriden gelecek, güzel haberleri bekler.

Yoğun bakım kapısı sabır sınavıdır. Ne üzüntüden yıkılmıştır bekleyen, ne sevinçlidir. Üzülmek ya da sevinmek adına beklenilen en çaresiz yerdir. Ölüm kalım meselesidir bu, ötesi yok!

Kapı açıldığında yüreğin hop eder. Bir doktor ya da bir hemşire çıkar dışarı. Farkına bile varmazsın, kalkarsın ayağa. Oysa sadece öğle yemeği saati gelmiştir. Sana bitmez o öğle paydosu. Birde içlerinden birileri “Burada beklemenize gerek yok, görüş 1 saat sonra” dedi mi insanın sabrı isyan eder. Yine de susarsın; anlayamaz ki o!

Saatler geçer, görüş vakti gelir. Adı söylenen öyle bir heyecanla girer ki içeri o tarifsizdir işte. Galoşlar ayağına girmez, yüz maskesi ve bone elinden fırlar, önlüğün ipleri denk gelmez. Hepsi aleyhine çalışıyor sanırsın de elinin ayağının heyecandan tutmadığı aklına gelmez. Nefes almayı bile unutursun.

Uzun süredir oradaysan bilirsin ilk bakışta doktorların sana ne diyeceklerini. Bu cümle genelde “durumu stabil” olur. ”Değişiklik yok” demek yani. Önce üzülürsün; artık iyi bir şeyler duymak istersin çünkü. Sonra kötüye gitmediği için şükredersin.

10 dakikacıktır görüş süresi ama nasıl değerlidir. Zaman işte o an, sanki yeniden işlemeye başlar son sürat. Dışarıda beklerken neredeydi ki aklı, durmuştu oysa. Şimdi gaza bastı, dakikalar saniye oldu.

Hemşire “sizi dışarı alalım” dediğinde son bir kez elini tutarsın. Fısıldarsın ” her şey yoluna girecek, ben yarın yine geleceğim. Allah’a emanet ol.”  Umuttur bu cümleleri kurduran belki yarın olamayacak, düşünmek bile istemezsin.

Hiç bir zaman yetmez o dakikalar ama yapacak bir şey var mı ki? Sadece beklemek ve dua etmek! yer çekimini daha fazla hissedersin o an. omuzların, yüzün düşer. Ağır adımlarla çıkarsın odadan.

Ertesi gün aynı saat gelene kadar; öylesine yaşarsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir