14. Anneler Koğuşu

Sabah 08:00 Eskişehir otobüsüne yetişmek üzere evden çıktım. 09:00’da hastanedeydim. Bir süre bekledikten sonra annelerin kalmaları için oluşturulmuş o odaya aldılar beni. Odada eski hatta çok eski 5 refakatçi koltuğu vardı. Benimle birlikte 5 anne daha vardı. Şimdi soracaksanız “e bir kişi açıkta kalıyor?” Bizim için önemli değil. Zaten adım atacak yer var mı diye sorsanız; o da pek yok!

Bu 6 kişiyi normal zamanda bir araya getirseniz ortak hiç bir nokta bulamazsınız ama konu hepimiz için aynı; bebeklerimiz…

İlk gün herkes birbirine hamilelikten itibaren yaşadığı sıkıntıları anlattı. Herkesin durumu birbirinden beter. Bazen sarılık olduğu için birkaç gün yoğun bakımda kalması gereken bebekler geliyor, o annelerin “ah vah” demeye hiç hakkı olmuyor.İzin vermiyoruz çünkü! Misafir onlar, yoğun bakım süreci 1 ayı geçti mi ancak senin çöplüğün(mekanın) edasında ahkam kesme hakkın var. Ortam samimi. Daha önce hiç tanımadığın kadınlarla, içinde bitmeyen gazına kadar konuşuyorsun. Bunu yaparken göğüsler fora! sağımdaki inekler gibi herkes süt sağma makinesi ile bebişlerinin yemeklerini hazırlıyor:) Öylesine için dışın bir yani!

Taburcu günü gelen bebeklerin annelerini uğurlarken herkes içten seviniyor. Giden dualarını bırakıyor ardında. Bildiğin mapus muhabbeti! Gönülden kopan dua; “Allah kurtarsın.” Herkes aynı içtenlikle bir ağızdan “amiiiin” diyor.

Lohusa psikoloji tuhaf. Hatta lohusalığı çoktan bitmiş bebeğinin orada çocuk evresine geçmesinden endişelendiğimiz anneler var. Kafalar içmiş gibi. Bir gözlerde yaş, bir yersiz kahkaha krizleri. yoğun bakımdaki 100. gününü pasta ile kutladığımız bebek oldu, gerisini siz düşünün. O kadar karmaşık duygular yani!

Yattığımız koltuklardaki toz o kadar çok ki getirdiğim temiz çarşaf, ağız maskesi banamısın demiyor. Orada pirelendim onu yazsam mı bilemedim…

Kadınların olduğu yerde dedikodu, anneliğin olduğu yerde korumacılık hissi illa ki olur. Bizim dedikodu oklarımız, genelde suratı asık, insan terslemeyi ilk görevi edinmiş hemşirelere dönük oluyordu. Şimdi bu yazılarımı okuyan hemşireler var biliyorum kızacaklar ama napıyım. Dahasını da söyleyeyim; Birbirimizin çocuklarına, hemşirelerin nasıl davrandığı konusunda zehir hafiyelik yaptığımız da çok oldu. Hem lohusa psikolojisi hem de anlatmak istemediğim bazı çirkinliklere şahit olduğumuz için…

Sonuçta hepimiz, meleklerini oradan alıp evine gitmek isteyen annelerdik.

Derin ile bana gelince, onu ilk kez kucağıma alabilmek ve bakımını ufaktan üstlenmek heyecan vericiydi ve acizliğim komikti. Anlatacağım. Ama keşke hemşirenin dediği gibi 1 haftada taburcu olup evimize gidebilseydik…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir