35. Muhammed Ali’ye Karşı Bilgen

Biraz dinlenmek gerekiyor bazen. Nefes almak, durmak. Sonra durduğun her zamanı kayıp olarak görüyorsun ve sürünerek de olsa devam etmek istiyorsun. Çünkü sen dursan da hayat devam ediyor. Bütün bu döngüyü, kafa karışıklığını defalarca tekrarlıyorsun. Hayatta durmak diye bir şey olmadığını öğreniyorsun sonra! Ama durulmak var; güçlenmek ve algılamak için. Biraz sükunet her zaman iyidir…

2 yılı geride bıraktık. Şimdi dönüp baktığımda gittiğimiz mesafe uzun. Çok büyük engellere rağmen (yaşamak ve ölmek arasındaki engellerdi bunlar) Bugünleri görmeyi başardık. 2 yıl insan ömrü için  ne kadar kısa bir zaman gibi görünse de bizim için öyle olmadı.

Şimdi her şey çok daha iyi. Düştük, düştük kalktık ama hiç havlu atmadık. Diyorum ya artık biraz daha durulduk. Bunu yola daha enerjik devam etmek için yaptık. Ruh halimi sorarsanız; çok dayak yemiş bir şampiyon gibiyim.

Sonunu içimden geldiği gibi bitirdiğim bir hikayem var anlatmak istediğim; “Muhammed Ali’ye Karşı Bilgen”
Az sonra büyük bir boks mücadelesine tanık olacaksınız. 🙂

Evet sayın seyirciler az sonra ringde efsanevi isim Muhammed Ali ile kendi dünyasında var olmaya çalışan Bilgen’in karşılaşmasına tanık olacağız. Maç nasıl bitecek merak ediyoruz ve işte Muhammed Ali ringe çıktı rakibi de geliyor ardından. Maç başlıyor.

Muhammed Ali rakibine bakıyor ve ardından sol yumrukla rakibini yere seriyor. Bilgen kalkıyor ardından sağlı sollu yumruklar yemeye devam ediyor. Zoru ne bu kızın, hala niye kalkıyor.  Bilgen’in yumruklarının neredeyse tamamı boşa gidiyor. Muhammed Ali’den bir aparkat geliyor, rakibi adeta havada uçup yere yapışıyor.

Salon sessiz. Bilgen ayağa kalkabilecek mi? Nefesler tutuldu, hakem saymaya başladı. Eğer kalkamazsa yenilmiş olacak. O da ne? havlu atmıyor ve Bilgen ayağa kalkmaya çalışıyor.

Kalkmaya çalışıyor ama zorlanıyor. Ringte tuhaf şeyler oluyor sayın seyirciler! Muhammed Ali rakibine elini uzatıyor, onu ayağa kaldırıyor. Rakibinin elini havaya kaldırıyor ve var gücüyle bağırıyor  “DRAW (Berabere)”

Salondaki sessizliği alkış ve çığlıklar bozuyor sayın seyirciler. İlginç bir karşılaşma şimdilik burada sona eriyor. Yeni bir maça kadar hoşçakalın.

Kazanmak bu mu acaba?  Evet bence bu; hayatla berabere kalabilmek…

Muhammed Ali hayatı simgeledi bu hikayede. Hayata vurmanın bir anlamı yoktu bunu öğrenmek zaman aldı benim için ve hayat öldürmek için de vurmazdı. Adı üstünde “hayat” o!  Havlu mu atacaksın? hakkını mı vereceksin aldığın nefesin? Bunu biraz canını acıtarak test eder, hepsi bu!

Hayatla kavga etmek boşa kürek çekmektir. Havlu atma yeter!

Bırak; Hayat bildiği gibi gelsin, önünde sonunda yine elinden o tutup kaldıracaktır seni ve sen daha güçlü, daha tecrübeli ilerlemeye devam edeceksin son nefesine kadar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir