44. Nereden Nereye…

 

Derin artık 3 yaşında. Geriye baktığım zaman çok yol katettiğimizi görüyorum. Çok şey denedik; kimi başarılı oldu, kimi başarısız. İki ileri bir geri de olsa ilerliyoruz.

Bloğu yazmaya başladıktan sonra çok güzel insanlarla tanıştım. Melek anne ve babaları onlar. Farklı farklı hastalıklarla mücadele ediyor olsakta dertler aynı; evlatlarımıza daha iyi bir gelecek sunabilmek…

Bazıları ekonomik olanaksızlıklardan bahsediyor. Masraflı çocuk bu çocuklar! Gelişimine fayda edebilecek bir eğitimi ya da cihazı alamamak anne ve babalar için yıkıcı bir durum. Onu bırakın, oksijen desteği ile yaşayan çocuklar var. Uzun süre elektrik kesintisi olursa yaşam hakkı ellerinden alınacak çocuklar… Jeneratör alma imkanı yok ailesinin! Bütün bunları okuduktan sonra bazen günlerce yazasım gelmiyor. Hiç biri ajitasyon yapmıyor biliyorum net gerçeklik bunlar.

Bildiklerimizi paylaşıyoruz ailelerle. Herkes birbirine yardımcı olmayı canı gönülden istiyor. Sanki eş, dost, akrabayız belki daha yakın…

Bazen öğretmenler yazıyor, öğrencilerini rehabilitasyon merkezlerine götüren öğretmenler… Çocuklar empati kurabilsin diye, farketmedikleri varlıklarına şükredebilsinler diye… İçime su serpiliyor. Çünkü bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri de insanların empati kuramaması ve toplumsal şiddet!   ” Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyim. Insanlar farkında bile olmadan psikolojik şiddet uyguluyor maalesef. Umursamayı oynuyor herkes ama elini taşın altına koyması gerektiğinde pek kimse kalmıyor ortalıkta. Tabi biz ailelere de çok iş düşüyor. Kenara çekilip, “küstüm oynamıyorum” deme lüksümüz yok. Bütün bunları neye dayanarak yazdığımı ayrı başlıklarda anlatacağım.

Ben bu blogla kısa süre de tahminimden çok kişiye ulaştım. Binlerceyiz biz. Kalabalığız ama çok sessiz…

Bazen esprili bir dille anlatıyorum olanları amacım kimseyi bunaltmak değil çünkü! Umut olmak, farkındalık yaratmak. Bunu yapmak zorunda olduğumu hissediyorum. Bir fayda sağlama şansım ya da hakkım varsa elimden geleni yapmalıyım.

Bir annenin umudunu yeniden yeşerttiğine dair mail almak ya da “biz bunu düşünmemiştik” diyen bir genci görmek ruhumu dinlendiriyor. 

Ufaktan başarmaya başlıyorum galiba. Takip eden herkese sonsuz teşekkürler. Bloğuma kısa sürede 20.000 ‘e yakın giriş yapıldı ve çok sayıda mail alıyorum; biliyorum ki bu başlangıç daha…

Derin için de öyle… Bize çok uzun gelse de  daha hayatının başında o! Çok küçük… Pek çok kişi bizim için her şeyin artık yoluna girdiğini bile düşünüyor. Bazen ben bile !:) Düşünün ki Derin’in gelişimi nasıl gidiyor diye soranlara ” her şey yolunda bir yürümemizle konuşmamız kaldı” diyorum. İnsanlar afallıyor önce, ne cevap vereceklerini şaşırıyorlar. Yürümek ve konuşmaktan bahsediyoruz sonuçta! Bunlar ciddi sıkıntılar ve benim basit bir şeymiş gibi söylememi haliyle yadırgıyorlar.

Yoo… Kafam güzel değil,  Pollyannacılık da oynamıyorum. Farkındayım önümüzdeki zorlu sürecin ama bugüne gelebilmek için ettiğim duaları da unutmadım.

Bir yolumuz olsun diye çok uğraştık; bizim en büyük mücadelemiz buydu. Hayat yolculuğunda varolabilmek…
Sonu da güzel olsun istiyor insan, öyle olacaksa varsın zor olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir