45. Çocuğumu Pazarlıyorum

“Çocuğumu pazarlamak zorundayım.” Bu sözler otistik çocuğu olan bir annenin sözleri… Zehir gibi çocuğu var. Sınavlardan yüksek puanlar alabiliyor ama okul bulamıyor. Her gittiği okulda oğlunun meziyetlerini sıralamak, başarılarını göstermek zorunda ama nafile… İnsanlar istemiyor otistik bir çocuğu sınıfta. Neden? dillendirilmese de görüntüyü bozuyor!

Gelişmiş ülkeler otistik bilim insanları, sanatçılar yetiştirirken biz sınıflara sokmuyoruz onları…

Biz de Derin’e kreş ararken aynı sıkıntıları yaşadık. Saçı yok, kaşı yok, çocuğun kendine hayrı yok! Bu şartlar altında kreş hakkı da yok. Hem okullar alsa ne olacak ki veliler istemiyor. Gerekçeleri; çocuğumun gelişimini olumsuz yönde etkiler. Evet biz bunu düşünememiştik çocuğunuz hırsız olur, şiddet yanlısı olur falan Allah korusun. Saçı olmayan bir çocuk sonuçta; kötü alışkanlıklara sebep olabilir!!!!

Kekeme bir çocukla aynı sınıfta olan bir çocuk onu taklit etmek isteyebilir ya da yürüyemediği için sık sık kucağa alınan bir çocuk sizin çocuğunuza cazip gelebilir. Denemek isteyecektir ve bu durum da sizi endişelendirebilir, siz de haklısınız. Ama sonuçta şunu öğrenecek. Kendini ifade edememek ya da parkta oradan oraya koşturamamak hiç eğlenceli değil, üstelik çok zor. Yani çocuğunuz kısa sürede ezbere yaptığı şeylerin (konuşmak, yürümek gibi) farkına varacaktır. Bu da onun beynini daha iyi çalıştırmasına sebep olacak. Engelli olmanın zorluklarını öğrenecek ve bu insanlara karşı empati duyacak. İleride kimin başına ne geleceğini biliyor muyuz? hayır! Alın size zarar gibi görünen şeylerin faydaları… Zaten zarar verme eğilimi olan bir çocuğu ailesi teslim etmez.

 

Hitlercilik oynamaya gerek yok. (sınıflarda mükemmel ırk beklentisi) Bırakın onları sosyopatlar yapsın.

Derin doğduktan 1 ay sonra bizi bekleyen zorlukların farkına varmıştım. Doğum sonrası kontrole gittiğim doktor bana aynen şöyle dedi. “Kendini hırpalama, oluruna bırak, Derin yaşarsa bir ömür salya temizleyeceksin. gençsin daha bir daha anne olabilirsin.”
Gözümün içine baka baka evladımın ölmesini temenni etti. Resmen ettiği yeminini ihlal etti. İnsanlığını unuttu…
Daha sonrasında gördüm ki pek çok kişi aynı şeyi yapıyor. Ben bu duruma kısa sürede alıştım. Allah’tan insanlar saçmaladıklarında bunu hayatımın merkezine koyup, karalar bağlamıyorum ama annelik çok hassas bir durum siz de bu çocuklara defolu ürün muamelesi yapıyorsanız yapmayın! Ben Derin’in annesi olduğum için mutluyum ve benim gibi çok anne var.

Onları yok sayıp, annelerini öldürmeyin. 

Sadece çocukken değil elbet yaşanan sıkıntılar, büyüdükçe artıyor…

Görme engelliler için hazırlanmış sarı çizgiler nedense boş kalmaz
Kaldırım rampalarının önüne araba park edilir. engelli ya da bebek arabaları geçemez
İş yerlerinde devletin zorunlu kıldığı engelli çalıştırma sayısı limiti kadar iş bulursun
Toplu taşıma araçları, Hizmet binaları mimarisi nedeni ile sana yasaktır adeta … ve daha bir sürü şey.

Kullanamadığın bir organın varsa dünya sana, İnsanlar tarafından hazırlanmış engel parkurlarıyla dolu bir survivor!

Nasıl davranmanız gerektiğini (insanların haklarını elinden almadığınız sürece) siz bilirsiniz tabi ama ben ne gördüğümü söyleyeyim;

Karşılaştığınız her engelli/farklı canlı bir imtihandır size. Onları gördüğünüz an başlar bir sınav daha! Nefsine yenik düşüp acıyacak mısın, kibir yapıp hor mu göreceksin?
Ya da belki haline şükreder, göz göze geldiğin o kişiden, sana elindeki kıymetleri hatırlattığı için, bir tebessüm edip, Allah’ın selamını esirgemezsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir