46. “Küstüm Oynamıyorum” Yok

 

Toplumsal dışlanmalardan bahsedipte ailelerin tavırlarına değinmezsek adil davranmış olmayız.
Yani iğneyi biraz da kendimize batıralım.

Çok kişiden duyuyorum ve kendim de görüyorum ki engelli/sendromlu doğan bebekler başta aileleri tarafından dışlanıyor. Bana sorarsanız sorun burada başlıyor. Bebeği doğduktan sonra  sendromlu olduğunu öğrenince uzun süre eve kapanan, çocuğunu insan içine çıkarmayan aileler var. Ya da otistik olduğunu bir türlü kabullenmeyen, sonradan CP’li olduğunu öğrendiği çocuğuna sırf siciline işlemesin diye “özürlü raporu” almaktan çekinen bu yüzden de gerekli tedavilerini aksatan aileler…
Çok hikaye var duyduğum, gördüğüm. Çok acı!

Bazı ailelerde başta çok rahat kabullendiği durumu, dışarıda insanların tepkileri yüzünden zamanla kabullenemez hale geliyor ve kabuğuna çekiliyorlar.

Olmamalı bunlar. Eğer biz aileler olarak kendi çocuğumuza ve içinde bulunduğu duruma sahip çıkamazsak, başkaları hiç çıkamaz.

Evet sokağa çıktığınızda dönüp dönüp bakıyor insanlar. Şimdi biz onların yerine koyalım kendimizi. Bizim başımıza böyle bir durum gelmeden önce biz ne yapıyorduk; tabi ki aynısını. Farklı olana bakmak insanın çok da elinde olan bir şey değil. Bakacaklar, bizimde yaptığımız gibi. Bazıları da patavatsızlık edecek; yüksek sesle”ay çocuğa bak, yazık hasta …” falan diyecekler ya da daha da ileri gidip, size hiç bilmediği konu hakkında brifing vermeye kalkacaklar. Onları dinlemezseniz ya da olumsuz karşılık verirseniz “aa bak utanıyor çocuğundan” diyecekler. Ben gülümsüyorum onlara, (maksadını aşmadıkları sürece) soru sorarlarsa cevaplıyorum. Ama itiraf edeyim; bu çok bilmiş insanlara içimden “nanik” yapıyorum.:) Ne yani tanımadığımız insanlar sokakta bizi bakışları ya da sözleri ile taciz ediyor diye çocuğumu eve mi kapatacağım. Hiç sanmıyorum. Siz de yapmayın.

Dilin kemiği yok! Bazıları  vaaz verircesine bizim çocuklarımızı bir günahın bedeli olarak nitelendirir. Yani kısaca bizim çocuklarımıza “Allah’ın cezası” der. Çok ağır gelir başta ama bu insanlarla bana sorarsanız muhattap olmaya bile değmez. Herkesin sınavı vardır; bizimki bu. Size hayatta başarılar…

Ekonomik anlamda da yıpratıcı bu çocuklar, daha önce de söylemiştim. Ama aileler kuma başını gömmeye devam ederse farkına varılamayacak. Konuşmak lazım. Devletin imkanlarından daha çok yararlanmanın yollarını aramak lazım. Şüphesiz bu konuda çalışma yapan çok kişi var ama yeterli değil. Ailelerin daha katılımcı olması lazım. Bizim sızlanmaya vaktimiz bile olmamalı!

Yılmak yok, küstüm oynamıyorum yok! Eğer bu emanetleri taşıyacak gücümüz olmasaydı bizlere teslim edilmezlerdi. Bir düşünün bakalım geçmişinizi. Bazı kesitler gözünüzde canlanacaktır. Siz farkında değilsiniz belki ama hayat sizi doğduğunuzdan beri bu ana hazırlıyor. Sadece keşfedin o gücü.

Bazen insanın gücü tükeniyor, yoruluyor. Özeniyor düz bir hayatı ama öyle bir hayat var mı ki? Kiminle konuşsanız eminin herkes yine kendi derdini seçerdi.

O yüzden küsmek yok insanlara, hayata. zaten o masum meleklere bunu yapmaya hakkımız da yok!
Yolumuz uzun, işimiz çok.

Sabır ve selametle…

“Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.” (84/İnşikak-6)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir