48. Deriiin! Anlıyorsun Değil mi? (Alıcı Dil)

Anlıyor mu acaba? Yok yok duymuyor galiba yoksa anlar. Aa.. sese tepki verdi kesin duyuyor ama anlamıyor mu ne? …

Bizim neredeyse ilk 2 yılımız bu replikleri defalarca tekrarlayarak geçti; Anlıyor mu, duyuyor mu, bir anlayamadık gitti. İşitme testlerinden geçemediği için duyup duymadığına emin olmak için evde attığımız taklalar trajikomik görüntülere sahne oldu hep. Arkasına geçip ses çıkarma, odanın dışından seslenme, yastığın altına sesli oyuncak koyup, tepki verecek mi diye nefesimizi tutup izleme… Hepsi duyup duymadığına emin olmak için yaptığımız çalışmalardı. Derin bazen sese tepki verirken bazen hiç tepki vermedi. Bu yüzden aklımız karıştı hep. Şuan biliyoruz ki kulak yolu dar olduğu için tıkandığında daha az duyuyor, temizlendiği zaman fısıltılara bile tepki veriyor. Bu sorunumuzu çözdükten sonra anlayıp anlamadığına emin olmaya geldi sıra. Doktorlar, “algısının açık olup olmadığı genelde 2 yaşına geldiğinde anlaşılır” dediği için, 2 yaşına kadar tereddütlerimiz oldu ama en başından beri sıkı çalışma tempomuzu hiç düşürmedik. 2 yaşına geldiğinde doktorların dediği gibi Derin’in algısının açık olduğunu çok daha iyi anladık. Sanki biranda açılmış, benim tabirimle “aydınlanmış” gibi oldu çocuk.

Gelelim bu konuda yaptığımız ve faydasını gördüğümüz çalışmalara! Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bütün bu yazdıklarımı, uzman tarafından değil, yaşayan, deneyimlemiş bir annenin tecrübeleri olarak okuyun lütfen ve şüpheye düştüğünüz durumlarda doktorunuzla konuşun.

Ben hem evin işleri hem Derin’in eğitimini birleştirdim böylelikle pek bir aksama yaşamadık. Her sabah evi toplarken mutlaka Derin’i de yanıma aldım ve yaptığım her şeyi ona 2-3 kelimeyi aşmayan cümlelerle anlattım. İşin içine biraz da eğlence katmak lazım tabi zira küçük bir çocuğun ilgisini canlı tutmak önemli. Kısa sürede dağılıveriyorlar.

Mesela yatağı toplarken, yorganı üstüne doğru şöyle bir havalandırıverin nasıl hoşuna gidiyor. Perdeleri aç kapa yapıp arkasına gizlenin sonra da “cee” diye çıkıverdiniz mi ev toplama işi oldu mu size oyun? Yorganı kaldırdım hoooopPA. perdeyi kapattım Aaa.. anne nerede? cee anne burada.

Hadi oturma odasına gidelim. Yastıklar düşmüüşşş! Bir kaç kez de siz atın yere! Şimdi koltuğun üstüne koyalım. Al sana Bez!( bezi eline verin) “bende de var” deyip sizdekini gösterin ve başlayın toz almaya bir süre sonra o da eşlik edecektir size.

Mutfaktaki işler daha sesli olduğu için ilgisini çekmek zor olmuyor. Hem işiniz hem de alıcı dil eğitiminiz bitti işte! 🙂 Beni evde çocuk işçi çalıştırmaktan suçlayabilirler bu yüzden! Her işimizi birlikte yapıyoruz çünkü. Derin’in ilk öğrendiği kelimeler de haliyle evdeki objeler oldu.

Bu konuda kelime kartları da çok işimizi gördü. Üzerinde fotoğraf, altında ismi olan, piyasada rahatlıkla bulunan kartlar. Bunları sizde yapabilirsiniz. Öğretmek istediğiniz kelimelerin görsellerini dergi ve gazetelerden kesebilir ya da internetten çıktı alabilirsiniz.

Başlarda Derin’e tek bir eylemi ya da kelimeyi öğretmem çok uzun sürüyordu. Tek bir kelime için 6 ay çalıştığımızı biliyorum. Bu yüzden biraz sabırlı ve kararlı olmak lazım. Sonra çok hızlanıyor bu süreç.

Yaptığınız her şeyi ona anlatın mutlaka; şimdi çişimizi alıyoruz. Banyoya girelim, kolumuzu yıkayalım sonra bacağımızı… Hadi uyuyalım, gözümüzü kapatalım, parka gidelim, arabaya binelim… Her şeyi ama her şeyi … Şarkı da söyleyin bunun için repertuarınıza Ali babanın çiftliğini mutlaka ekleyin derim. Derin bu sayede pek çok hayvanı ve çıkardığı sesi öğrendi. Televizyonla da mümkünse tanıştırmayın. Biz 3 yaşında tanıştırdık onları… (Benimde televizyon izleme alışkanlığım olmadığından pek sorun olmadı)

Ayrıca bol resimli kitaplar alın, okuyun ona. Bu geleceğe yatırım açısından çok önemli. Oyuncaklarını da önüne koyup çekilmeyin. Oyun kurun. Kedicik varmış burada! “miyaavv miyav” diyor. Aaa.. karnı acıkmış hadi mama yapalım… gibi Örnekler sınırsız sizin de yaratıcılığınıza kalmış artık.

Öğrenebildiğini anlamak için ona yaptığınız işi sorun ya da bazı nesneleri önüne koyup ondan isteyin. El kullanımı kısıtlı olsa bile en kötü ihtimalle gözleriyle anlatacaktır anladığını. Yastık nerede, topu verir misin?, Nasıl bıcı bıcı yapıyoruz …gibi

Başta yorucu ve sıkıcı geliyor ama inanın alışılıyor, eğlence ve yaşam tarzınız haline geliyor. Bunun en iyi tarafı Alıcı dil gelişimi eğitimi için ayrıca zamana ihtiyaç duymuyorsunuz.

Ohh… Hem işler bitti hem de günün ilk eğitimi keyifle tamamlandı. Bir kahveyi hakkettik. Alın elinize kahvenizi o  da 10 dakika oynasın yalnız başına, bunu da öğrenmeli değil mi?

Bu sistem Derin’de ne kadar işe yaradı onu da söyleyeyim. Derin hala kendini ifade etmekte güçlük çekse de ( konuşma ile ilgili sıkıntımızı iletişim becerilerinde anlatacağım)  anlamını bildiği kelimeleri saymayı çoktan bıraktım. Renklerin çoğunu, pek çok çocuk gibi sayıların ne işe yaradığını anlamasa da  10’a kadar sayıları(biraz karıştırıyor ama olsun. Mesela kaç yaşındasın deyince 6 diyor. 6 yı seviyor:) ), aç-kapa, sıcak-soğuk… gibi kavramları, acıktığında mama istemeyi, ya da sorduğum sorulara hareketlerle olsa da anlayıp bir şekilde cevap vermeyi öğrendi. Öğrenmenin sonu yok tabi, öğretmeye devam ediyoruz ama bu sistem Derin’de işe yaradı. Sizin çocuğunuzda neden işe yaramasın?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir