5. Bu Sefer Oldu

Eskişehir’de özel bir hastahaneye gittik. Orası yeni ve tam donanımlı yenidoğan yoğun bakımı var. Yani telefonda bize öyle olduğunu söylediler. Bizim durum da malum! 6 aylık bebeği ancak çok iyi yenidoğan yoğun bakımı olan bir yerde doğurmaya cesaret edebilirsin. Bu arada lafı gelmişken söyleyeyim Kütahya sağlık hizmetleri konusunda kesinlikle sınıfta kalır. Komşumuz Eskişehir aldı başını gidiyor, sürekli gelişiyor. Bizimkiler uyuyor. Sağlık konusu önemli, uyuma hemşehrim, Bir gün seninde başına gelir bir şey, anlarsın.  Zaten doğumu  İstanbul’da planlıyorken, Kütahya’da sancılanıp Eskişehir’e doğuma gitmek sürpriz oldu! Psikolojik olarak ve bedenen oradan oraya savruluyorum

Doktor sordu:
-Doğurmak mı istiyorsun biraz daha kalsın mı?
-Vallaha seçme şansım varsa kalsın tabi.
-O zaman serklaj yapacağız (rahim büzme de denebilir)
-Olur

Koyun gibiydim. Olay benden çıkmıştı zaten ve korkuyordum.Kısa sürede rahimi büzdüler, diktiler ne yaptılarsa artık, bizim veledi biraz daha içimde tutabilme sürecine girdik. 25 gün boyunca NST ve ek olarak takılan ağrı probuna  göre(bebeğin kalp atışlarını takip etmek ve kasılmaların sıklığını anlamak için kullanılan alet)  her gün doğum sancısı çektim. Ama o halde scrabble oynamışlığım var o da ayrı bir mevzu:) Sola dönersem bebek daha rahat beslenir diye mümkün oldukça sol tarafıma yatmaya çalıştım. Sağ karın bölgemi görseniz, çatlak değil koca koca yarıklar oldu. Suyum o kadar fazlaydı ki karnım kocaman olmuştu. Sanki 6 aylık değil, 10 aylık bir bebek taşıyordum. Bu sürede 1 kez duşa girebildim, yataktan hiç kalkmadım tuvalet için bile! Erken doğumu engelleyici serumların kalbimde yarattığı ritim bozukluğu yüzünden öleceğimi bile zannettim. Ama dayanmaya kararlıydım; 2013 yılına girmeden doğurmayacağım!

2013 yılına girdik ve 2. günü artık pes ettim. Bu kasılmalara dayanamayacağım. Zaten bizim ufaklık da orada hiç huzurlu değil resmen çıkmak istiyor, vardır bir bildiği. Dün adını da bulduk “tamam doğum başlasın o zaman”

Küçük hanımla yüzleşme zamanı geldi ama yine de onun için çok erken. 2 ay sonra doğması gerekiyordu!

Doğumhaneye giderken beynimde bir sürü sorular… Beni bekleyen bir şeyler var ve ben birazdan onlarla yüzleşmeye başlayacağım.

Epidural doğum yapacağım. Bu benim tercihim değildi ama öyle olması gerekti. Beni masaya oturttular o sancıya rağmen hareket etmememi istediler. Put gibi durdum (durulabiliyormuş demek ki). İğneyi yaptılar artık bedenimi hissetmiyorum.

Doktor kesmeye başladı karnımı. Tuhaf bir duygu orada karnını 7 kat kestiklerini biliyorsun ve bekliyorsun. Son kesikten sonra bağırışmalar oldu, karnımdan öyle bir su fışkırdı ki herkes nasibini aldı suyumdan.
Onlar “ameliyathaneyi su bastı” diye espri yapıyorlar  ben sadece bekliyorum. Bir ağlama sesi duymak istiyorum. Bu arada korkunç ağrılar hissetmeye başladım; iğnenin etkisi geçmeye başladı ama o sesi duymadan bayılmak istemiyorum.

Duydum. Kızımın sesini duydum, bozuk plaktan çalar gibi bir ağlama sesi ama Dünya’nın en güzel sesi…  Sonra gösterdiler onu ‘minik bir kızın oldu, gözün aydın’

Gerçekten minikti, çok minik… “Hoşgeldin hayatıma ufaklık”

Derin bir oh çekip; “Bu sefer oldu” dedim kendi kendime. Acıyla karışık gülümsedim ve doktora baktım. “Bayıltın beni, ağrılara dayanamıyorum”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir