8. Derin…

 

Ben tekerlekli sandalyede, kızım yoğun bakımda. Trajik bir durum. Endişelenilecek o kadar şeyin varken, sevincin kursağında kalıyor. Doğduktan hemen sonra gördüğüm o kısacık süreden sonra 2.kez göreceğim onu. Her şeye rağmen tarifsiz bir heyecan içindeyim.

Yoğun bakıma girdiğimde başka bebeklerde vardı orada. Melekler mekanı gibi. Hemşire beni onun yanına götürdü ve ”sadece 5 dakika” deyip, geri çekildi.  kalbim yerinden çıkacak sandım. Bütün acılarımı, gözyaşlarımı ittim en Derin’lere, gülümsemeye çalışarak konuştum o 5 dakika.

“Merhaba kızım. Bazı şanssızlıklar oldu ve biz bugün buradayız. Bir süre daha birbirimizi özlememiz gerekiyor. Ben hep kapının arkasında olacağım. Korkma! Baban ve ben bırakmayacağız seni yalnız. Sen hissedersin biliyorum. Bir duvar olacak aramızda.

Çok zor bir hamilelikti Derin çok yoruldum, belli ki sen de çok yorulmuşsun. Ama ben inanıyorum sen yaşayacaksın ve ben seni kucağıma alıp, nefesini içime çektiğimde yeniden hayat bulacağım.

Zaman çok hızlı geçiyor. Biliyorum bu da geçecek ve biz hayallerimdeki gibi birlikte kahve içeceğiz.

Şimdi adın benim için ”Derin” bir endişe, ama seni kucağıma aldığım gün çekeceğim o ”Derin” nefes ile huzura dönüşecek.

Doğduğun an sana yazılan neyse onu yaşamaya başladın. Biz de seninle neyse o kader; yaşayacağız. Güçlü ol ve yanıma gel.

Benden, seni alma.

Allah’a emanet ol. Dualarım seninle.”

Gülümsemeyi ertelediğim gibi gözyaşlarımı da erteliyorum. hayata ara veriyorum şimdilik. Varsa yoksa Derin!

Onu öyle bırakıp çıktım ya odadan ….

İşte öyle!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir