9. Kötü Günler Başlıyor

Akşam üstü Derin’in doktoru yeniden geldi. Ağzından hayırlı bir söz çıkmayacağı belli bir ifadeyle yüzüme baktı. ”Bebeğinizin durumunda bir düzelme yok, bu durum bizim imkanlarımızı zorluyor, o yüzden onun için en iyisi tıp fakültesine sevkini gerçekleştirmemiz” dedi. Kızgınlığım üzüntümün önüne geçti. Sordum;

-Hani tam donanımlı yenidoğan yoğun bakımınız ve ekibiniz vardı?
– Bu durum biraz farklı ama bana inanın burada kalırsa şansı çok düşer.
– 1 aydır hastanenizde yatıyorum. Benimde bebeğimin de  durumumuzun zor olacağı gayet açıktı. Neden o zaman sevk etmediniz? Daha iyi bir hastane bulur, İstanbul’a dönerdim.
– Üzgünüm şuan için acele edilmeli ve bana güvenin en iyisi bu. Şu an İstanbul’a gönderemeyiz, o yol, onun için fazla uzun. Sabah erkenden sevkiniz gerçekleşecek. Iyi akşamlar.

Yapacak bir şey yoktu ama bu durum beni rahatsız etti “bu durum biraz farklı” derken neyi kastetti bu adam şimdi!?

Derin hiç içime sinmese de tıp fakültesine gidiyor ve ben hala yürüyemiyorum. Nasıl yanında olacağım kızımın. Offf! Bir de “iyi akşamlar” diyor bu şartlar altında nasıl iyi bir akşam geçireceksem…

Annem “Her şey güzel olacak merak etme, bak sütün kesilecek yoksa” diyor ben pompayla sütümü getirtmeye çalışırken. Kendimi az sonra kesime gideceğini bilen, bir yandan da sütü sağılan inek gibi hissediyorum.

Ertesi sabah Derin’in sevk, benim de taburcu işlemlerimiz yapıldı. Ambulans hazır. Derin ambulansa bindirilirken bile yanında olamadım. Söz vermiştim oysa; hep yakınında olacaktım. Ambulans hareket ettikten kısa bir süre sonra biz de arabamıza binip, tıp fakültesine doğru yola koyulduk. Eşim ve babam Derinin işlemlerini halledip, onu bir kez daha görüp arabaya geldiler. Ben hala yürüyemediğim için arabada beklemek zorunda kaldım.

”O anlarda neler hissediyordun?” diye sorarsanız bombok bir psikoloji içerisindeydim. Yaşamının daha 2. gününde 2. yoğun bakımıyla tanıştı kızım ve elimden hiç bir şey gelmiyor. Bambaşka bir şehirde, yürüyemiyor halde kısaca çaresizlik içinde, yüreğim ezile ezile miniğimi, nasıl  olduğunu bilmediğim bir yerde bırakıp, Kütahya’ya geri dönüyorum

Bağıra bağıra ağlamak istiyorum ama ağlamayacağım;  yutuyorum acımı. O iyi olacak…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir